İnsanların sesleri yürekleri kadar mı çıkar?



Bugün Maria Callas’ın ölüm sene-i devriyesiymiş. 16 Eylül.


Bilenler klasik müzik sevgimi biliyor. Her daim dinlemekten keyif aldığım, beni başka dünyalara almış götürmüş bir kadın, Maria Callas, La Diva. Yeri hep ayrıdır gönlümde... Fotoğraf ta enteresan, aşktan yana iki şanssız kadın diyelim. Marilyn Monroe ile beraberler bir gün de onun haritasına bakarız.

O koca kara gözler neler neler gördü, kimbilir… (Tam bir Akrep yükselen göstergesidir, gözleri)


Hatırlar mısınız? Tom Hanks’in “Philadelphia” diye Oscar’lı bir filmi vardı. “Hayatında en çok etkilendiğin film sahnesi hangisi?” diye sorsanız işte bu filmde Tom Hanks’in serumlu koluyla fondaki Maria Callas sesiyle can bulan Giordano'nun "Andrea Chenier" operasından "La mamma morta" aryasını Denzel Washinton’a anlatması derim.


Vokal ağırlığı, diye bir kavram var. Hafif, neşeli olan sesler “lirik” olarak adlandırılırken, Maria Callas gibi ağır, karanlık denilebilecek olanlar “dramatik” sayılıyor ve kendisine Dramatik Ajilite Sopranosu da deniyor. Ama burada sesiyle ilgili önemli olan, sesinin oynaklığı, aslında “Coloratura” adı verilen bu iniş, çıkış, kıvraklığı anlatan bu kavram daha ziyade lirik sesler için daha kolay. Oysa Maria Callas, dramatik sesine rağmen sesiyle en iyi oynayan en renkli sopranolardan. Ciddi teknik gerektiren operalardan bel canto eserlerine kadar farklı repertuara sahip bu kadına “La Divinia” denmesin de kime densin yahu…

Sesinin metalik bir rengi var gibi gelir bana bazen. Şu dramatik, karanlık, metalik hal Uranüs-Güneş karesi yüzünden olabilir. Ama neticede Neptün sayesinde gelen bir ses ve sanat yeteneği.


Bu büyüleyici sesin sahibinin hayatının ilk yılları oldukça zorlu geçmiş. Doğum günü hakkında 2 ve 3 Aralık arasında bir anlaşmazlık var. Ama biz doğum kartına göre gideceğiz. Her halükarda Yay burcu. Yunan kökenli bir ailenin erkek olarak beklenen ikinci kızı. Daha 5 yaşında yeteneği fark ediliyor ve ders almaya başlıyor. Amaan çok mutsuz bir çocukluk. İşte sonrasında anne baba ayrılıyor ve 1937 yılında iki kardeş anneleriyle birlikte Yunanistan’a dönüp eğitime devam ediyorlar. Hep ablasıyla meşgul, sevgisiz, çok hırslı bir annenin kilolu küçük kızı olarak büyümüş. Abla hep mükemmel, tam beklendiği gibi, güzel olarak tanımlanmış ve bu da hep aynı ölçüde aşağılanmış. Bu arada ablayı da gördüm, çatladım meraktan napiim Google elimizde olunca baktım. Bence öyle abartılacak bir durumu yok Kilosundan o kadar rahatsız olmuş ki sanki hayatının iki bölümü var gibi biri hakikaten şişman, ikincisi 1954 sonrası zarif, ince, zayıf duruşuyla çok güçlü bir kadın. Zayıflamak için pamuk mu yutmuştu kurt mu galiba öyle bir şey hatırlıyorum. ( gerçi zayıfladıktan sonra sesi düştü denir, ama ben her halini severim.) Doğum kartına göre yükselen Akrep çıkıyor. 1954-55 yıllarında Satürn Akrep burcunda ve yükselen üzerinden geçerken genellikle zayıflarız. Çok istemeyin “aman ne güzel diye”, zor zamanları da işaret eder. O kadar disiplinli ve kararlı bir kadın ki en zor eserleri çalışarak hep istediği tekniğe getirmiş. Hep ne istediğini bilmiş denilebilir aslında. Gerçi birçokları tarafından asabi, hırçın, huysuz olarak da tanımlanmış. Doğum haritasında Satürn- Mars kavuşumu var. Kişiyi agresif yapan en önemli açılardandır ve astrolojinin “Büyük Kötü” sü olarak adlandırılır. Bir taraftan gaza basmak istersiniz öbür ayak hep fren. Bu nedenle kişide ani patlamalara neden olur. Zamanında en ciddi rakibi olarak görülen Renata Tebaldi, için karşılaştırma yapanlara “ Şampanya ve konyak karşılaştırması, hatta CocaCola” diyerek hırçınlığını ortaya koymuş. Sahneye ilk çıkışı 15 yaşında Cavalleria Rusticana da bir köylü kızı. Ama ilk önemli oyunu 18 yaşında Yunan Devlet Operasında, bir sene sonra da Tosca başrol. 1949 senesi önemli, Venedik’te bir Milano, La Scala da bir Soprano rolü boşalıyor ve 6 günde role hazırlanıyor. İnanılmaz bir zamanlama. Gerçek bir deha göstergesi. Merkür –Uranüs kare de olsa neticede zekayı arttırır. İki farklı rolü birer hafta arayla arayla rahatlıkla oynadığı söylenir. Hem Jüpiter şans gezegeni hem de Satürn disiplinle yapılan hareketlerin ödülü 6. Evinde. Sadece 2 sene sonra La Scala da başrol oynuyor. Kariyeri için inanılmaz bir dönüm noktası, burada da yine Satürn baş rollerde oynayarak 10. Ev kaspında geçiyor. 9. evden 10.ya geçerken yabancı uyruklu bir eş buluyor aynı zamanda, aynı sene zengini İtalyan bir işadamı ile evleniyor. 32 yaş büyük bir koca, aile karşı çıkıyor (10. Ev karşısında 4. Ev aileyi sembolize ediyor tabii o alanda bir zorlanma olmuş.) ve kimse törene katılmıyor. Kocası da kariyerinin alıp başını yürümesinde çok etkili olmuş. Gerçi çocuk yapmasına narin bedeni dayanmaz diyerek karşı çıkmış, kariyerini düşündüğü de rivayet edilir. Hayat işte, 1959 da henüz evliyken Onasis'le tanışıyor ( tam da Venüs üzerinden Satürn geçerken; bakınız burada kadın evli ve zengin kariyeri yukarda, bu tarihten sonra çok azalır sahneye çıkışı, başarı algısı ve aşk algısı değişiyor henüz evliyken başka birine aşık oluyor.) ve yine rivayet o ki hamile kalıp,1960 senesinde oğlunu doğuruyor ama çocuk yaşamıyor. ( Doğurduğu gün 5. Evinde bulunan Chiron Satürn’den çok sert bir kare alıyor. 5. Ev çocuklar, mutluluk, Chiron da yara. Daha büyük bir yara da yok sanırım insan hayatında…) 1966 senesine kadar Onasis'le yaşıyor. Evlenme kararı almalarına rağmen, Onasis, Jacqueline Kennedy için 1968 de kendisini bırakıyor. İşte sonrasında iyice kabuğuna çekilmiş. Paris'te tek başına yaşamaya başlamış. Onların evlilikleri esnasında görüşmeye devam ettikleri söylenir. Arada eski kocası kendisine dönmesini istemiş. Fakat istememiş. Bakınız 10. Ev evliliği de gösterebilir. Ve iki önemli sevgilisi Hem eski kocası hem de Onasis Başak burcu. Yöneticisi Merkür bulunduğu Yay burcunda düşüyor. Adamlar haliyle çirkin oluyorlar. Ve tabii evlilikler de pek başarılı olmuyor. 😔Onasis'le evlenmeyi düşünseler bile bir türlü başaramamışlar. Tabii bunda Satürn-Mars kavuşumunun da parmağı vardır mutlaka. Başımın derdi Satürn Mars kavuşumum. Çokça söylenen, 1975 yılında kalp kırıklığından zayıflayan kalbinin geçirdiği krize dayanamaması olduğudur. Külleri öldüğü şehir Paris’te yakılmış (8. Evde Pluto yanmayı bilendir, dönüşmeyi bilen, son isteğinde de bir nevi dönüşmüş. Belki de küllerinden yeniden doğmayı bekledi. Kimbilir...), sonrasında çalınmış. Bulunduktan sonra da vasiyeti üzerine devlet töreniyle Yunan otoriteler tarafından kendi söylediği Casta Diva eşliğinde Ege Denizine dökülmüş.


Gerçi yazı çok fazla Maria Callas oldu, ama ben yine de hem Callas sevdiğim aryalar hem de başka Coloratura Sopranoların bulunduğu bir liste yaptım. Umarım beğenirsiniz. İçerisinde memleketin gururlarından Suna Korad tarafından yapılmış bir kayıt da buldum. Hatta Leyla Gencer de koloratur Soprano. Onu da ekledim.

Spotify listesinin linki için tıklayabilirsiniz.


Kulaklarınız hep güzel seslerle dolsun, yüreğinin sesini yansıtanların sesleriyle...


#klasikmüzik #opera #eniyiklasikler #yeteneklimüzisyenler #müzik #kalitelimüzik #dinlemeönerileri #müziklisteleri #keman #piyano #çello #klasikaryalar #belcanto #bellini #mozart #giordano #mariacallas #sunakorad #koloratursoprano #soprano #ladivinia #puccini #verdi #laboheme #spotify