top of page

Simurg-Anka'nın Hikayesi





Ah Simurg(Anka Kuşu), herkes anlatır hikayeni, bazısı ilham alır, bazısı bedenine kazır. Ama bilmez ki o yanışın ne kadar acıttığını… Hele hele küllerinden yeniden doğmak, kolay mı sandın sevgili okur!!! “Anka “koyarlar mesela yeni açtıkları iş yerinin adını, neymiş efendim hiç ölmesinmiş. Yahu yapmayın etmeyin, bir şeye bir isim veriyorsanız önce bir hikayesini okuyun. Bir düşünün, önce yanacaksın ki tekrar doğasın. Batarsın sevgili okur, koyma öyle isimler… Hah tabii çıkar sonra ama ne gerek var diil mi böyle bir deneyime? Üstelik batar çıkar, tekrar batar sonra tekrar çıkar. Sürekli bir kriz hali çok yorucu…


Neyse bizim hikayeye devam edelim. Bu kuş bilgi ağacının dallarında yaşarmış. (Bilgi ağacı derken şu Adem’le Havva’ meyvesini yiyip Cennetten kovulmasına sebep olan ağacı da düşünmek mümkün belki.) Bu durumda Simurg her şeyi bilirmiş. Kuşlar Simurg’u bilir ona inanır, sorunlarının çözümünün Simurg' da olduğunu düşünürlermiş. Ancak bir türlü ne bilgi ağacını ne de Simurg’u bulamamışlar.


Tam tüm ümitler kesildiğinde bir tüy düşmüş havadan salına salına. Simurg’un tüyünü bulan kuşlar onu bulmaya karar vermişler. Böylece yardımını isteyip sorunlarından kurtulacaklarmış.


Bunun tüm kuşlar bir araya gelmiş Simurg’un Kaf dağının tepesindeki yuvasını bulmak üzere yola çıkmışlar. Kuşlara hüdhüd kılavuzluk etmiş ve Kafdağı'nda Simurgu aramaya çıkmışlar. Hüdhüd mü nereden çıktı? Hüdhüd başında hakikat tacı taşıyan bir kuş, toprağın altındaki suyu görebilme gücüne sahip olan bir kuş. Yani aslında üstü örtülü olanı görebiliyor. Ve bu şekilde rehberlik ediyor. Hatta bu sebeple Arapça'da, herkesin göremediği şeyleri görebilen kimseler için "absar min hüdhüd" tabiri kullanılıyormuş.


Yol tabii haliyle zorlu. Denir ki 7 vadi geçmeleri gerekmiş. Tasavvuftaki 7 mertebe, 7 gezegenin 7 bilinci ve sonunda Satürn’ün kamil insanına gelip ardından kısmetse Uranüs’le yüksek farkındalığa çıkmak gibi. Kolay olabilir miydi ki hiç?

Bazıları nefslerine yenilmiş bazısı arzularına… Bazısı dayanamamış yorulmuş, neticede vazgeçenler çok olmuş. Bülbül, gülü hatırlamış, hasretine dayanamayıp dönmüş.

Papağan güzelliği bozulacak diye korkmuş, oysa şu an bir kafes hayvanı kendisi, güzelliği sebebiyle hem de…

“Kartal, göklerin hakimi benim” demiş, gücünden vazgeçememiş.

Baykuş gecenin sessizliğini özlemiş…

Balıkçıl bataklığını…


Her vadi, her mertebe bir başkasını yolundan döndürmüş. Az gitmişler uz gitmişler Kaf dağına vardıklarında kala kala 30 tane kuş kalmışlar. Bir bakmışlar ki Kaf dağının ortasında ne bir bilgi ağacı var ne de bir Simurg ve o an anlamışlar ki aslında Simurg kendi içlerine yaptıkları yolun sonunda vardıkları kendileriymiş. Her bir kuş özünde Anka imiş… Mevlana’nın da dediği gibi; Hammış, Yanmış, Pişmişler…


Astroloji de ise Anka’yı gösteren bir sabit yıldız var. Achernar ,15° 19’ Balık burcunda bir sabit yıldız. Dönüşüm semboliği içerir. Hüdhüd olmaktan Anka olmaya giden bir dönüşüm. Kolay değil ama, dönüşüm var sadece. Bu mavi yıldız gökyüzünde bir gezegene hizalandığında doğanlar için hayat; çeşitli felaketler yaşatacak ve küllerinden yeniden doğacak anlamına gelebilir. Hep bir yeniden doğma hali yani… bir mücadele.


Kamu görevlerinde ani başarılar vaadeder. İnançla ilgili insanlarda görülür. Kamusal konular ve devletle ilgili bir yıldızdır. Yıkıma sebebiyet verse de yeniden doğuşa sebebiyet verebilir. Jüpiter’in doğasına sahiptir ve bu nedenle şanslı bir yıldızdır.


Sabit yıldızların en önemli otoritelerinden Vivian Robson, bu yıldızın “Kerub ve Kılıç” olarak sembolize edildiğini belirtmiştir.

Kerub, Arapça kök olarak muhtemelen “karib” den geliyor tıpkı akrep kelimesi gibi. Karb kökü, yakın olan demek Kerubim mesela tanrıya en yakın olan meleklerden. Kerubimler, sert ve dönüştürücüdür. Gücünü içe doğru toplar. Dışarıdaki ateşten ziyade içte kızan bir volkandır. Ben kendimi yakarım yani. Keskin sirke küpüne zararın başkaca söylenişi…Tabii buradaki yanmak tanrının ışığına olan yakınlıktan yanmak olarak da düşünülmeli bence.


Arapçada bu yıldıza ‘’Al Ahir’’, yani son ‘’Al Nahr’’ nehrin sonu anlamına gelen anlamlar da yüklemişler yani bir yerde bir yanış olacak ve yeniden doğacak gibi.

Argo yakınlarına dökülen büyük nehir Eridanus’un sonu olarak da tarif edilir hatta bazı kaynaklarda aşık olan nehrin sevdiğine kavuşana kadar önüne geleni yıkarak taştığından bahsedilir.


Ay ile kavuştuğunda toplumla ilgili konularda, yazarlıkta başarı verebilir. Değişime dönüşüme kolayca uyum sağlamayı gösterebilir. Bu kavuşum liderlik yeteneği, maddesel ve ruhsal alanlarda çok iyi etkiler ve felsefe sevgisi yani Jüpiteryen etkiler verebilir. Hayatta şans ve başarı, çok iyi bir evlilik, mirasa konma da vaat eder. Yıldızın yapısı nedeniyle bir de Ay üzerinde oluşundan duyguların çok dalgalı olacağı da söylenebilir.

Ptolomy bu yıldızın ilim ve bilim sevgisi, çok seyahat ve pek çok değişiklik, bir statü, denizde kaza ve boğulma tehlikesi verdiğini söyler.

Bu sabit yıldız yenilenme sayesinde kendini yükseltme şansı verebilir.


Peki ben şimdi bunu niye anlattım. 14 Mayıs benim doğum günüm o nedenle bir güneş dönüş haritama bakayım dedim…Nasıl bir günmüş 14 Mayıs? 14 Mayıs’ta Ay, Achernar sabit yıldızıyla kavuşuyor. İşte bu hikaye de buradan çıktı. İnşallah Allah kolaylık, neşe ve ihtişamla dönüşmeyi nasip eder.



Selin




bottom of page